(İSTANBUL) – TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, “Gezi için Adalet Nöbeti”nin 1400’üncü gününde yaptığı açıklamada, Gezi davası tutukluları için özgürlük çağrısında bulundu. Açıklamada, “Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır. Hangi ceza verilirse verilsin, ne yaparlarsa yapsınlar bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz” denildi.
İstanbul TMMOB’da, “Gezi için Adalet Nöbeti”nin 1400’üncü günü nedeniyle basın açıklaması yapıldı. Gezi Parkı davasından beraat eden mimar Mücella Yapıcı şöyle konuştu:
“Arkadaşlarım son derece adaletsiz bir şekilde; ki bu adaletsizlik hukuk tarafından da onaylanmış durumda. Yani Anayasa Mahkemesi kararları var. Bizim yargılanmamız, evrensel hukukun ya da Türkiye’deki hukukun hiçbir kuralına uymayan bir süreçte gerçekleşti. Yani kaç yıl geçti sevgili dostlarım, içeride. Biliyorsunuz Tayfun Kahraman özellikle çok ciddi sağlık problemleriyle uğraşıyor ve hakikaten artık onun özgürlüğünden uzak kalması, aldığı hükmün değil, yaşamından vazgeçilmesi isteniyor gibi.
Burada Anayasa Mahkemesi kararı var. Anayasa Mahkemesi’nin kararı sadece Tayfun’u da içermiyor aslında; herkesi içeriyor. Çünkü doğru bir yargılanma yapılmadığına dair hüküm var. Yani yargılanmanın adil olmadığına, hukuka uymadığına dair bir Anayasa Mahkemesi kararı varken, varsa şayet, bu sadece Tayfun’u değil; içeride bulunan Çiğdem’i, Mine’yi, Tayfun’u, Can’ı ve Osman Kavala’yı da ilgilendiren bir hukuksuzluk kararı var. Can’ın ayrıca iki kere uğradığı; işte milletvekili seçilmiş bir arkadaşımız. Onun için de Anayasa Mahkemesi kararları var. İşin en kötüsü sevgili arkadaşlarım, biz toplum olarak – hani bunun yanına şimdi yeri mi değil mi bilmiyorum ama – yerel yöneticiler var içeride, hukuksuz bir şekilde tutuklu. Şimdi böyle baktığınız zaman hepimiz sanki bu adaletsizliği, bu evrensel suçu, hukuk suçunu, bu insanlık suçunu biraz kanıksamış görünüyoruz. Şimdi asıl beni üzen bu.
“Duruşlarından hiçbir şekilde taviz vermediler”
Tweet atıyoruz ya da -onu da çok – Facebook’ta paylaşıyoruz. Yine de TMMOB bu noktada, adalet nöbetlerimiz ciddi bir şekilde sürüyor. Bizim adalet nöbetlerimiz İstanbul’da, Türkiye’nin her yerinde. Ama adalet nöbetlerimiz istenilen şeye ulaşmadı, yoğunluğa ulaşmadı. Yani bu noktada benim bugün söylediğim; hakikaten yalnız olmadıklarını içerideki arkadaşlarımız biliyorlar. Ama biz eğer milyonlarca kişinin gerçekten çok haklı, barışçı talebi olan Gezi direnişinin diri tutulmasını önemsemezsek ve bunları kanıksarsak – bütün bu adaletsizlikler için söylüyorum – bundan sonra hiçbirimizin yaşam hakkı güvencede değil.
Gazetecileri görüyoruz. Yani bütün gazeteciler artık gözaltı sürecine alıştık. Onun için hep beraber, ben bunu çok yakından; ‘Keşke ben de onların yanında olsaydım’ dediğim günler bitmedi ve hâlâ bitmiyor. İnanın, sizler şey derdiniz; biz içerideyken dışarıda olmak da kolay değil. Hakikaten kolay değil. Hepimize bir sorumluluk düşüyor. Ben bütün toplumdan ve duyarlı insanlardan bu adaletsizlik ve hukuksuzluk düzenine alışmamamızı, kanıksamamamızı ve ciddi bir şekilde ses çıkarmamızı bekliyorum artık. Buradan hepsine, Bakırköy’e, Silivri’ye; hepsine sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Onlar direniyorlar. Duruşlarından hiçbir şekilde taviz vermediler.”
“Dostlarımız, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için cezaevindeler”
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu adına açıklama yapan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aydan Adanır Usta ise şunları kaydetti:
“Sözlerime başlamadan önce Gezi Direnişi’nde kaybettiğimiz Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan’ı saygı ve minnetle anıyorum. Bugün 23 Şubat 2026… Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen o utanç vesikası kararın üzerinden tam 1400 gün geçti. Aralarında TMMOB çatısı altında yer alan Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu üyesi Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası avukatı Can Atalay’ın da bulunduğu Çiğdem Mater, Mine Özerden arkadaşlarımız 1400 gündür, Osman Kavala ise 3 bin 37 gündür cezaevinde tutuluyor.
Gezi davası, uydurma delillerle, kurgulanmış bir iddianameyle yürütülen yargı süreciyle, siyasal iktidarın hukuk ve adalet anlayışının çarpıklığının en somut göstergesi olarak tarihe geçmiştir. Siyasi iktidar hukuku, adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktadır. 19 Mart ile başlayan süreç de göstermiştir ki; iktidar hukuku, kendi gelecek planı önündeki engelleri ortadan kaldırmanın bir aracı olarak görmektedir. Bu süreçte kamu yararını savunmak ve mesleklerini yapmaktan başka bir suçları olmadığı halde tutuklanan meslektaşlarımızı ve arkadaşlarımızında yanlarında olduğumuzu, bütün tutsak arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.
Gezi Direnişi’nin mirası köprüleri özelleştirenlerin, Kanal İstanbul ve Yenişehir projeleri ile İstanbul’u yok etmek isteyenlerin, beşli çetelere verilen ihalelerin, derelerimizi, ormanlarımızı, kıyılarımızı sermayeye satanların, afetleri felakete dönüştürenlerin karşısında; emeğin, emekçilerin, gençlerin, kadınların yani tüm halk kesimlerinin umudu olarak zihinlerdedir. Gezi Direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın asıl cezalandırmak istediği Gezi Direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Mesleki bilgisini halktan yana kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir; TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir. Biliyoruz ki dostlarımız, yol arkadaşlarımız suç işledikleri için değil, halkın çıkarlarını savundukları için, Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için, mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirdikleri için cezaevindeler.
“Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımızdır”
Sevgili Tayfun arkadaşımız 2013 yılında TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığı görevini yürütmekteydi. O dönem aldığı her karar bulunduğu görevin ve TMMOB ilkeleri doğrultusunda gerçekleşmiştir. Arkadaşımız, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanarak kentimizin kamusal alanlarını savunmuştur. Bu kapsamda, milyonlarca yurttaşın, toplumun ortak değeri olan Gezi Parkı, Taksim imar düzenine ve mahkeme kararlarına aykırı bir şekilde betonlaşmasın diye mücadele yürütmüştür. Tayfun ciddi sağlık sorunlarına rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin Resmi Gazete’de yayınlanan kararına rağmen hala tutukludur.
Sevgili Can, TMMOB Mimarlar Odası’nın avukatıdır. Can Atalay, yalnızca bir hukukçu değil; Soma’dan Aladağ’a, Hendek’ten Gezi’ye kadar nerede bir adaletsizlik varsa orada kamu yararını ve adaleti savunmuştur. Bugün, Hatay halkının iradesiyle milletvekili seçilmesine ve Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen, anayasal düzenin hiçe sayılması pahasına hala tutsak edilmektedir. Bilinmelidir ki; Tayfun, Can, Çiğdem ve Mine, tüm gezi tutuklusu arkadaşlarımızın cezaevinde bulundukları her gün, her saat hukuksuzdur.
Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır. Hangi ceza verilirse verilsin, ne yaparlarsa yapsınlar bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Eşitlikten, adaletten, insanca bir yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Gezi Direnişi aynı zamanda gelecek mücadelemizdir. Bizler, Gezi’de; bilim ve tekniğin ışığında, tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, eşit, onurlu, barış içerisinde yaşayacağımız, adil bir ülke umudunun ne kadar da diri olduğunu görüyoruz. Tam da bu sebeple bizler, Gezi’yi, Gezi Davası’nda tutsak edilen arkadaşlarımızı savunmaya; onlarla dayanışmaya ve ülkemizin geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Gezi’ye özgürlük, arkadaşlarımıza özgürlük!”




