1. Haberler
  2. Gündem
  3. CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a: “Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın”

CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a: “Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Diplomasız Erdoğan" sloganı nedeniyle kendisine açılan davada mahkemenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasının dosyaya sunulmasını talep ettiğini aktararak, Erdoğan’ın avukatlarının bu talebe karşı hakimin reddini istediğini söyledi. Özel, "Hakim 'Varsa diploma sunacaksın' diyor. Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın" ifadelerini kullandı.

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Diplomasız Erdoğan” sloganı nedeniyle kendisine açılan davada mahkemenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasının dosyaya sunulmasını talep ettiğini aktararak, Erdoğan’ın avukatlarının bu talebe karşı hakimin reddini istediğini söyledi. Özel, “Hakim ‘Varsa diploma sunacaksın’ diyor. Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

“19 Mart. Ne dedik? ‘Devletin dini adalettir’ sözüne inanıyoruz. Hazreti Ali’nin bu sözünü çok önemsiyoruz. Adalet olmazsa huzur olmaz, refah olmaz. İşte geçen yıl 19 Mart’ta bir sivil darbeye kalkıştılar. Cumhurbaşkanı adayımız, Karadeniz’in evladı Ekrem İmamoğlu’na bir akşam gittiler diplomasını iptal ettiler. Nerede kullanılıyor diploma? Cumhurbaşkanlığı adaylığında. Başka bir yerde kullanılmıyor siyasette. Sonra ertesi sabah evine gittiler, ‘terör soruşturması’ dediler götürdüler. Terör örgütlerine destek vermişmiş. Yalan olduğu çıktı, uçtu gitti. Ne dediler? ‘Ajan’ dediler, ‘casusluk’ dediler. FETÖ gibi ne bulsa söylüyor. Pespaye oldu o işler, şimdi konuşan yok. Ne dediler? ‘Bir uçak var.’ Peşine düştüm. Uçağın bir AK Partili’ye ait olduğunu, kiralayanın AK Partili olduğunu. Adam dedi ki ‘Biz reisçiyiz, İmamoğlu’na uçak falan kiralamadık.’ ‘Yok bu uçağın içinde onlar oldu, bunlar oldu’ dediler. Her türlü rezilliği göze aldılar. Hiçbirinin arkasında duramadılar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Sayıştay’ın yaptığı denetimler. Elimde Sayıştay’ın kendi yaptığı ya da talebiyle İBB’nin ilgili birimlerinin ayrı ayrı çıkardıkları yazılar var. Ve yazılarda her iddia, ilgi tutulmuş. Her talep, ilgi tutulmuş. Sayfalarca her birinin sonu aynı bitiyor. Şöyle gösteriyorum. İki bölüm var.

“Denetimleri Özgür Özel yapmadı. Denetimleri Cumhuriyet Halk Partisi grubunun teftiş kurulu yapmadı”

Bir AK Parti’nin yönettiği bölümle ilgili Sayıştay saptamaları ve sonuçları. ‘Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucu, kamu zararı oluştuğu kanaati ile 56 adet muhtelif tarih ve sayılı inceleme soruşturma ve tevdi raporu düzenlendiği.’ AK Parti’nin yönettiği dönemde. Bunları Ekrem Başkan çıkardı, Soylu gitti aldı ‘Ben yürüteceğim soruşturmayı’ dedi, üstüne oturdu daha haber yok. Bu CHP dönemi arkadaşlar. ‘Hazine Maliye Bakanlığı’nın başmüfettişleri, Ticaret Bakanlığı başmüfettişleri ve MASAK uzmanları tarafından özel teftişe tabi tutulmuş, ayrıca yine İBB, İSKİ, İETT 2020-25 arası tarih aralığında işleme tabi tutulmuş olup, yapılan özel ve genel teftiş neticesinde düzenlenen raporlarda bir kamu zararı tespitine yer verilmediği görülmüştür.’ Bütün gazeteci arkadaşlara sesleniyorum. Basın birimimizden Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki 56 mesele ile buradaki bu raporların ayrı ayrı her birisi için imzalı raporlarını temin edebilirler. Resmi yazıyla bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından valiliğe, mahkemeye ve ilgili her yere de yollanıyor. Hepsinin de kanıtları burada. Denetimleri Özgür Özel yapmadı. Denetimleri Cumhuriyet Halk Partisi grubunun teftiş kurulu yapmadı. Bu denetimleri Hazine Maliye Bakanlığı yaptı. MASAK yaptı. İçişleri Bakanlığı yaptı, özel teftiş kurulları yaptı. Bir kuruş kamu zararına rastlanmadı.

“‘Malına çökeriz, at imzayı’ dediler”

Erdoğan’a şunu söylemek lazım. Yargılama başlamadan önce devletin, milletin, İBB’nin kasasından bir kuruş çıkmadığı ortada. Efendim suç? Suç şu. Kreş yapılacak. AK Parti döneminde adam gelmiş bir şey istiyor. ‘Gel bakalım. Bir yüzde 20-10. 10 şunun payı, 10 bunun payı.’ Bunlar bitmiş, orada bak 56 tanesi ispatlı, şahitli. Cumhuriyet Halk Partisi de tövbe haşa. Allah’ın kulu cebine bir kuruş koymamış. ‘Yapacaksan kreş yap’ demiş. Kreş yapma suçu var, kreş yapma suçu. ‘Okul yap’ demiş, ‘Caminin içini donat’ demiş. ‘Biz buraya yurt yaptık, televizyonları da sen al’ demiş. Bizden birinin cebine bir kuruş girmemiş. Ama fakir öğrencilerin kreşi donatılmış. Yani AK Parti’nin yandaşları, ya da bozuk tohumun babası cebini doldurmamış da garibanın lehine bir şey olmuş. Oradan efendim iş adamı diyor ki ‘E beni zorladılar, kreşi ondan yaptım.’ Seni zorladılar, cebini doldurdu. Burada kreşi zorla mı yaptın, gönlünle mi yaptın? Annenin ismini vermişsin oraya. Hiç bunları bilmem ne. Gırtlağına çöktüler, ‘Malına çökeriz, at imzayı’ dediler. Ama onlar ‘Ben kreşin içine bilmem neyi zorla yaptım’ dedi. İrtikap sucu icat edecek de oradan bizi yargılayacak. Bak kimse zorlamadan devletin müfettişleri imza atmış. ‘Kamunun bir kuruş zararı yok’ diyor.

“Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın”

Günün en önemli, en şaşırtıcı, en bildiğimiz ama en kabul etmedikleri, belki dünya futbol tarihinin en büyük kendi kalesine golünü izleyeceksiniz. 19 Mart’tan sonra bu üniversite öğrencileri sürekli slogan atıyorlar. Slogan ne? ‘Diplomasız Erdoğan.’ Hep birlikte bağırıyorlar. Ben de bir yerde iştirak etmişim. Erdoğan buna dava açtı. ‘Diplomasız Erdoğan’ sözü bir iftiradır, bir hakarettir. Bizim avukatlara dedim ki ‘Ne olur?’ ‘Vallahi bundan hakaret olmaz ama kanıt sunarlarsa, sen diploma yok dedin, diplomamız var derlerse bu düzende bir ceza olabilir.’ Bakın Türk milleti adına talep eden, Recep Tayyip Erdoğan. Karşı taraf Özgür Özel. ‘Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu sayılı esas dosyasında davacı Recep Tayyip Erdoğan vekilinin reddi hakim talebinde bulunmuştur’ diyor davacı. Hakimin reddi talebi. ‘Diyor ki bu davayı bundan sonra bu hakim göremez.’ Sebebi? Hakim orada, bizim avukat orada, canım benim gencecik bir kardeşim. Burada Cumhurbaşkanının avukatları. ‘Efendim Özgür Özel, müvekkilimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması olmadığını söylüyor.’ Benimki de diyor ki ‘Var mı? Varsa dosyaya sunun.’ Arkadaşlar fıkra bu kadar değil. Erken gülmeyin. Hakim diyor ki ‘Ne diyorsunuz?’ diyor. Bunlar diyor ki ‘Diplomamız vardır. Çünkü Cumhurbaşkanı için diploma lazımdır.’ Hakim de diyor ki ‘Sayın Erdoğan’ın diplomasının dosyaya sunulmasına.’ Bunlar diyor ki ‘Hayır. Sunmak zorunda değiliz.’ Ya diyor ki ‘Bu diyor ki diploman yok, sen diyorsun ki var. Diyor ki göster. Haydi göster.’ Kusura bakmayın ama fıkra bu kadar da değil. Erdoğan’ın avukatları diplomanın mahkemeye sunulmasının istendiğini, anlatıyorlar. Tam bu dediklerimi anlatıyorlar. Hakimin de diplomanın dosyaya sunulmasında ısrarcı olduğunu. ‘Hakimin konuya ilişkin şahsi bir şüphe ve merakının olduğunu, dolayısıyla tarafsız olmadığını’ belirterek hakimin reddini istiyorlar. ‘Bizden diploma istiyorsa özel bir merakı vardır, tarafsız olamaz. Bizden diplomayı talep etmeyecek bir hakim gelsin’ diyorlar. Karar, ‘Davacı vekilinin reddi hakim talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, talebin mahiyeti gereği harç alınmasına gerek olmadığını, iş bu kararın bir örneğinin eklenerek dava dosyasının mahkemesine iadesine.’ Tayyip Erdoğan’a söylüyorum. Ben sana ‘Diplomasız Erdoğan’ demişim. Sen bana mahkeme açmışsın. Avukatım demiş ‘Dosyaya sunsunlar.’ Avukatın demiş ‘Sunamayız.’ Hakim de demişse ‘Varsa diploma sunacaksın.’ Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın.

“Diplomasını görmezsek Tayyip Erdoğan’ın da diploma davası milletin vicdanında görülmeye başlanacaktır”

Biz bugüne kadar Ekrem Başkan’ın diploma ile ilgili hem kendi açtığı idare mahkemesi davalarına, hem kendisi hakkında açılmış davalarına gittik. Ekrem Başkan böyle neredeyse bu kürsü kadar beyaz kağıtlara diplomasını basmış. Diploma almak için yazdığı dilekçeyi basmış. Olur yazısını basmış. Kendisiyle bir yatay geçiş yapanları basmış. Kıbrıs’taki üniversiteden İstanbul Üniversitesi işletmeye yatay geçiş yapmış. İki dersi hariç geri kalan dersleri de baştan almış. Çünkü demişler ki ‘Biz daha kapsamlıyız.’ Dört yıl boyunca bu derslerin tamamını vermiş. Mezun olmuş. Anasının ak sütü gibi helal, alnı açık diplomayı böyle havaya kaldırıyor. ‘Hakim Bey diplomam burada’ diye. Karşısında diplomayla başvurması gereken, ama diplomasını hiç görmediğimiz birisi diplomayı mahkemeye veremiyor. Bundan sonra artık milletin vicdanında Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası düştüğü gibi, diplomasını görmezsek Recep Tayyip Erdoğan’ın da diploma davası milletin vicdanında görülmeye başlanacaktır. Dünya kadar hakaret bu işleri örtmez Sayın Erdoğan. Ramazan mübarek gün. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, çeteler, beceriksizlik, liyakatsizlik bilmem ne. CHP’yi kuşatmışmış. CHP’yi kuşatan bir şey varsa; senden kurtulmak isteyen bu milletin evlatları kuşattı CHP’yi. Geçen sene sen bize saldırdığında üyelik kaydını açtık, ‘İsteyen gelsin, oy kullanmak için üyelik lazım’ dedik. 500 bin kişi geldi. 23 Mart günü dayanışma sandığı koyduk, 15,5 milyon vatan evladı geldi. Sen dönüyorsun ‘Efendim CHP onla kuşatılmış bunla kuşatılmış.’ FETÖ ile kuşattın memleketi, FETÖ ile. Burayı bombalayan adamların altına F-16’yı sen verdin. Milletin evlatlarını ezen tankların mazotunu birlikte doldurdunuz. FETÖ kuşattı bu memleketi, hiçbir şey olmadı. 17-25 Aralık’ta paralar fışkırdı faiziyle geri aldınız. İrtikap desen, yolsuzluk desen hepsiyle ilgili bütün yargılamalardan dokunulmazlık yoluyla kurtuldunuz. Şimdi gelmişsiniz diploması ortada, yaptığı işlerin hiçbirinde kamu zararı olmayan birisini sırf onu yenemeyeceksiniz diye Silivri’de tutuyorsunuz. Sonra dönmüş ‘CHP’yi o kuşatmış, bu kuşatmış.’ Gel bakalım, çıksın meydana seçmenler ve kuşatsınlar sandıkları, versinler kararı. Sen mi yönet istiyorlar, biz mi yönetelim istiyorlar. Hadi hodri meydan bakalım kim kimi kuşatmış.

“Hepimiz birbirimizin şahidiyiz. Karnımızı ağrıtacak bir şey yemedik”

Önümüzdeki Pazartesi 350 çalışma arkadaşımızla, 2 Mart günü milletimizin huzurundayız. Bu ülkeyi yarınlarda nasıl yöneteceğimizi çalıştığımız, önce partinin programı vardı. Şimdi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde hükümet programı. Hükümet programından öne çıkacak vaatler, politika kurulu başkanlarımız, onların çalıştıkları 135 kişi, onların üretimlerini sahaya taşıyacak 350 kişi ve 81 il başkanımızla şimdi Türkiye’nin en büyük propaganda ordusu ama milletimize yapacağımız çağrıyla dünya siyaset tarihinin en uzun seçim kampanyası, en kalabalık seçim kampanyası. 19 Mart’ta demiştim ‘Gerekirse bin gün kampanya yapacağım, ama arkadaşlarımı sana teslim etmeyeceğim. Bu memleketi senin elinden kurtaracağım.’ Bin günlük kampanyanın 350 günü geçti, geriye kaldı 650 günü. O gün geldiğinde bu memleket sizden kurtulmuş olacak. Ama bunu görüyorlar ya Cumhuriyet Halk Partisi iktidara yürüyor, tüm saldırılara aldırış etmeden geleceğe yürüyoruz. 12 metrekarelik hücrelerinde dimdik duranlar var. Çalışanlar, üretenler, iktidara hazırlananlar var. Bir de bin 500 odalı sarayda uyku uyuyamayanlar var. Aynı sesle uyananlar var. Ne o ses? O ses şu: İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder,. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. Bizimle siyasi rekabet edemeyecek olanlar yargı kumpaslarıyla saldırıyorlar. Bunlardan bir tanesi de yıllardır süren kurultay davası. Esas mesele Bursa’da meczubun biri sonradan içeri girdi ne rezillikleri olduğu, ne sabıkaları olduğu çıktı. Bursa il başkanımıza iftira atıyor. O da dava açıyor. Bursa’da davayı göreceğine, ‘Bu bir siyasi dava, parti davası Ankara’da görülür.’ Buraya yolluyor. Efendim İstanbul’da açılan davalar falan filan. Hepsine ona ret buna takipsizlik. Burada bir kurultay davası. Burada geçmişte meczuplaşmış bir AK Parti’nin eskisi, bizim de utandığımız, üzüldüğümüz bir süreçle aday gösterdiğimiz birisi. Vıcık vıcık her tarafından akan birisi. Tutmuş bir avukat yollamış. İki yıldır konuşuyorlar. Bizim arkadaşlar da bana soruyorlar, ‘Bir şey olacak mı?’ Ya ne olabilir. Herkes salonda. Hepimiz birbirimizin şahidiyiz. Karnımızı ağrıtacak bir şey yemedik. Asla. Bunlar nerede bir meczup, nerede bir deli, nerede bir manyak, nerede bir şuursuz, nerede bir hırsız, nerede bir tacizci getiriyorlar.

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durduramazsın Erdoğan”

Bu pislik adamların ifadelerinde bugün bütün gazeteler şöyle çıktı. Çeşit çeşit gazete. ‘Mış, miş, muş.’ Bunlara soruyorlar, hakim soruyor. Dün ve bir önceki duruşmada. ‘Duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Unuttum.’ ‘Gördüm.’ ‘Nerede gördün?’ ‘Kendim görmedim, görenden duydum.’ ‘Kimdi o?’ ‘Onu da unuttum.’ Bu mahkeme artık belli, bizim avukatlar diyor ki ‘Karara gidiyor, beraat, bitti.’ O vıcık vıcık meczubun pısırık avukatı diyor ki, ‘Bir dakika, bir dakika.’ Ya o kadar şahit dinlenmiş. ‘Miş, mış, olmuş, bilmemiş.’ ‘Bunu İstanbul’daki Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı mahkemeye yollayın, birleşsin. Sorun onu.’ Mahkeme başkanı da sormuş. ‘Efendim bu mahkeme birleşsin.’ Burada Asliye Ceza Mahkemesi. O mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi. Bu mahkeme, siyasi partilerle ilgili bak ‘mış, miş’ değil, böyle kanıtı koyacak, bir yıldan üç yıla. Bu suçu ilk kez işliyorsa bir. Kanıt koyacak. Dekont koyacak. Buradaki adama bir yıldan üç yıla ceza verebiliyor. Hiçbir alakası yok konuyla, burada diyor ki ’Bunu birleştirseniz.’ Buradaki de şöyle bir şey var maalesef, ne isterse yapacak çünkü tepeden bakıyorlar. Kanıt çıksa ceza verecek, veremiyor. Beraat verecek. ‘Peki sen bunu yolla…’ Ankara’da görülsün diye Bursa’dan Ankara’ya yollanmış dava. Bu meczup diyor ki ‘Bu davayı yolla bakalım, onlar görür mü?’ O da diyor ki ‘Bu taraf istiyorsa…’ Yukarı taraftan bakıyor. ‘Bir soralım bakalım, İstanbul istiyor mu?’ Şu kadarını söyleyeceğim. Kimse ama kimse ‘Bu iktidar yürüyüşümüze bunlar mani mi olacak? Partinin davasında bir şey mi olacak? Yok butlan mı olacak, şutlan mı olacak?’ Bak bir şey söyleyeyim, ilk gün dediğimi diyorum. Sonucu alınacak hiçbir şey olmadığından süreç boyunca o konuşacak, bu konuşacak. Aklı başında hiçbir CHP’li bu meczuplarla ilgilenmesin. İktidar yürüyüşümüzle ilgilenin. Hiç kimse bizi tutamaz. Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye İttifakı iktidara yürümektedir. Bütün mesele bundan ibarettir.

Son sözüm şudur. Dedin ya Sayın Erdoğan; ‘Bu gidişin önünde duramazsın Özgür.’ Senin gidişinin önünde ben değil, dünyanın en büyük barajları duramaz. Sen gidiyorsun Erdoğan. Ama sen de bu gelişin önünde duramazsın. Gazi’nin partisi, Atatürk’ün partisi, halkın partisi, milletin umudu olmuş Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durduramazsın Erdoğan. Ne sen, ne iftiracıların, ne de yargı kolları başkanın. Yolumuz açık olsun arkadaşlar, iktidara gidiyoruz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısı salonundan çıkışında gazetecilerin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin “Akın Gürlek‘e malvarlığını açıklaması için bir hafta süre vermiştiniz” sorusuna, “Süre bu akşam doluyor” yanıtını verdi.

(SON)

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a: “Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir