(ANKARA) – Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen odaya geçme talebi reddedilen başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Gerekçede, ceza infaz kurumunda bulunmanın, insanın beden ve ruh sağlığından feragat edilmesini gerektirmeyeceğine işaret edilerek, diğer bireyler gibi mahpusların da beden ve ruh sağlıklarını koruma haklarına sahip oldukları vurgulandı.
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan bir kişi, kaldığı altı kişilik odada sigara içildiği gerekçesiyle 4 Ekim 2021’de sigara kullanılmayan odaya geçme talebinde bulundu.
Kurum yönetimi, başvurucunun oda değiştirme talebini reddetti, kararın gerekçesinde, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün “Kovid-19 pandemi sürecinde tedbirler” konulu yazısında, kurum içi hareketliliğin en aza indirilmesi gerektiğinin belirtildiği aktarılarak, başvurucunun oda değiştirmesini gerektirecek zorunluluk bulunmadığı ifade edildi.
Başvurucu, kurum yönetiminin kararına karşı Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği nezdinde itiraz etti. Dilekçesinde, kurumda birçok hükümlü ve tutuklunun yakın zamanda kaldıkları odalarda değişiklik yapıldığını, dolayısıyla talebinin reddine karar verilmesinde Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin gerekçe gösterilmesinin makul olmadığını belirtti.
İnfaz Hakimliği, başvurucunun itirazını reddetti. Hakimliğin bu kararına karşı yaptığı itiraz da Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedilen tutuklu, nihai hükmü öğrendikten sonra 15 Aralık 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen odaya geçme talebi reddedilen başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Gerekçeden: “Mahpuslar da beden ve ruh sağlıklarını koruma haklarına sahip”
Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, ceza infaz kurumunda bulunmanın, insanın beden ve ruh sağlığından feragat edilmesini gerektirmeyeceğine işaret edilerek, diğer bireyler gibi mahpusların da beden ve ruh sağlıklarını koruma haklarına sahip oldukları vurgulandı.
Gerekçede, “Ceza infaz kurumlarının güvenliğini ve disiplinini sağlayacak tedbirlerin alınması konusunda geniş takdir yetkileri bulunsa da alınacak tedbirler tutuklu ve hükümlülerin tutulma halinin gerektirdiğinin ötesinde manevi üzüntüye düşmelerine veya sağlıksız şartlarda bir yaşam sürmelerine yol açmamalıdır” denildi.
Anayasa Mahkemesi’nin, benzer bir başvuruda, tütün mamulleri kullanımına ilişkin mevzuat incelendiğinde, devletin ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen ortam sağlanması yönünde yükümlülüğünün bulunduğunu, kapalı alanlarda tütün kullanılmamasının esas olduğunu, kapalı alanlarda havalandırma imkanı olmasının tütün kullanımına izin verilmesine yönelik istisna oluşturacağına ilişkin bir hükme yer verilmediğini, mevzuatta tütün ürünleri kullanılmasına mahsus alanlar oluşturulabilecek kurumlar arasında ceza infaz kurumlarının da sayıldığını vurguladığı hatırlatıldı.
Gerekçede, “Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde tütün ürünlerinin kapalı alanlarda kullanılmamasının esas olduğu ancak bu kurala çeşitli yükümlülükler yerine getirilmek şartıyla sınırlamalar getirilebileceği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi bu değerlendirmeler ışığında sigara içmeyen mahpusun mevzuatın da kural olarak kabul ettiği şekilde sigara içilmeyen bir odada kalma talebinin, bu odaların sınırlı sayıda olması sebebiyle reddedilmesinin öngörülen amaca ulaşmaya elverişli olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır” tespiti yapıldı.
Dört ay sonra sigara kullanılmayan odalar oluşturuldu, başvurucunun geçişi sağlandı
Somut olayda kurum yönetiminin, başvurucunun sigara kullanılmayan odaya yerleştirilme talebini odalar arasındaki geçişlerin Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlere aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği hatırlatılan gerekçede, buna karşılık aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra sigara kullanılmayan odaların oluşturulduğu ve başvurucunun bunlardan birine geçişinin sağlandığı belirtildi.
En başta başvurucunun talebinin reddine karar verilirken, odalar arasındaki geçişlerin Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlere aykırı olduğu gerekçesine dayanılmasının makul görünmediği ifade edilen gerekçede, salgın kapsamında alınan tedbirlere rağmen başvurucunun başka bir odaya naklinin gerçekleştirilebildiği, aradan geçen bu süre zarfında artık tedbirlerin uygulanmasına gerek olmadığına dair herhangi bir açıklama yapılmadığı kaydedildi.
“Sigara kullanılmayan odaya geçme talebinin reddedilmesi orantısız”
Gerekçede, şu tespitlere yer verildi:
“Ayrıca başvurucunun ya da var ise sigara kullanılmayan oda ya da odalarda kalan kişilerin Kovid-19 taşıyıcısı olup olmadığına bakılmaksızın talebin kategorik olarak reddine karar verilmesinin orantılı bir müdahale teşkil etmediği söylenebilir. İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarında da salgına rağmen tutuklu ve hükümlülere sigara kullanılmayan barınma ortamı sağlanması yönündeki düzenlemelere uygun olarak sigara kullanmayan mahpuslar için alternatif çözümler üretildiğine ve bu kapsamda başvurucunun talebinin karşılanması için makul bir çaba gösterildiğine dair bir tartışmaya yer verilmemiştir. Buradan hareketle, anılan karar değerlendirmeleri ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığına kanaat getirilmiştir. Sonuç olarak eldeki olayda, başvurucunun sigara kullanılmayan odaya geçme talebinin reddedilmesi suretiyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği, bu nedenle orantısız olduğu ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”




